Kayıtlar

Mazeretlerini Bir Tarafa Bırak,Gücünü Göster

- Bir daha sınava girmeyi düşünmüyorum, okuyan okudu da ne oldu. -Bu yıl soruları TÜBİTAK hazırlayacakmış zaten. -Alt yapım yok istesem de yapamam. -Çapraz bağlarım kopmuş olabilir, yoksa idmanları asla kaçırmam. -Ben de büyü var büyü, önce esaslı bir hocaya gitmek gerek.             Toplum olarak rakip tanımadığımız tek   kulvar MAZERET. Kimimiz hiç kabul etmez sıraladığı mazeretleri, kimimiz de üstelemez, kabul eder ama üstelemez, üstünü örter asla üstelemez. Haklılık payımız yok mu sanki ,niye üstelemeyesin   ,zoru niye seçesin ki. Rahatlık çemberi daha cazip gelir, rahattır da içi hani. Duvarları örülü bir çember, yüksek duvarlarla… Kurguladığın onlarca hedefini tuğla yapmışsın, arasına da mazeret harcını vurmuşsun, sapasağlam hale getirmişsin o duvarı.             Yapman gereken tek bir şey var o duvarı yıkmak, çemberin içinden çıkmak. Kolay olacak mı...

ÇOCUKLUKTAN YETİŞKİNLİĞE TRAVMALAR VE HAYATIMIZA YANSIMALARI

Travma , günlük yaşam standartlarını bozan, ani ve hiç beklenmedik bir şekilde gelişen panik ve kaygı yaratan, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar , travmatik yaşantılar olarak tanımlanabilir. Yaşanmış bir trafik kazası, bir doğal afet ,taciz ,zorlayıcı bir yaşantı uzun süre sonra yaşanmış olumsuz bir olay travmaya örnek oluşturabilir. Travmaların en baskın halleri çocuklukta yaşanan olağan dışı durumlar sonucunda ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde olduğu gözlemlenmiştir. Çocuğun hayatında yaşayacağı olumsuz bir olgu veya   şahit olacağı istenmeyen   bir olay hem süregelen zaman çevresinde hem de yaşamının ileri bir evresinde (yetişkinlik, ergenlik) sanrılar, dehşet ve öfke patlamaları, aşırı korku ve ataklar, obsesif hal ve hareketler sergilemesine neden olmaktadır.   Genel itibari le çocukluğunda korku dolu     bir durum yaşanılması ve bu durumun çeşitli sebeplerden ötürü kimseyle paylaşılmaması sıkça görülmekte ve bu durumdan ötürü yaşanac...

ONLAR KARNELERİNİ ALDI, PEKİ YA SİZ?

Bir eğitim öğretim döneminin daha sonuna gelerek yaz tatiline “merhaba” demek üzere olduğumuz şu günlerde, milyonlarca öğrenciye sahip gelişmekte olan bir ülke olarak  “ karne günü sınavını atlatma ”  konusunda bir türlü gelişemiyoruz ne yazık ki.    Bir dönem boyunca onca sınavı atlatan, ödevlerle boğuşup, çevre baskısıyla hırpalanan çocuklarımız için karne günü; tüm bu kargaşadan daha eziyetli bir gün haline geliyor. Başarı kavramının eve  g etirdikleri bir sayfalık belgeye bağlı olması yla beraber , milyonlarca rakibi ile sanki at yarışına girer gibi yarışan çocuklarımıza kızmak veya havalara uçurmak yerine, gelin bu karne gününde bir farklılık yapalım.    O belgenin üzerindeki yer alan hitabede, kimsesizlerin sesi olan cumhuriyeti gençliğe emanet eden Gazi’ye kulak verelim.  “Çocuklar her türlü ihmalden ve istismardan korunmalı, her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır.”   Karnenin eve ihmal ve istismar getirmesi...

SINAV ÖNCESİ SON PAZAR

Resim
Merhaba sevgili dostum,   Bugün sana sınav kaygısından ve üstesinden gelme yollarından bahsetmek istiyorum. Sınava az bir süre kaldı. Sınava belki az çalıştın, belki çok çalıştın. Sonuç her ne olursa olsun sınava girecek olan herkesin ortak bir şekilde hissettiği bir duygu var; KAYGI!     Herkeste bir gelecek telaşı var. Ailenin, öğretmenlerinin, akrabalarının ve hatta arkadaşlarının bile beklentisini omuzlarınızda fazlasıyla hissettiğini biliyorum. Sen bu duyguları hissederken,  TospaAkademi  olarak yanındayız, yalnız değilsin!   Öncelikle kaygıdan bahsetmek istiyorum. Kaygı dediğimiz durumun bize o canavar gibi göründüğü, ucunu kaçırdığımız az duygusal çöküşe neden olduğu doğru. Ancak, ölçüsünü tutturup, kaygıyı yönetmeyi başardığımız anda stres dediğimiz şeyin aslında çok da kötü bir duygu olmadığını, tersine bize verdiği heyecan ile sınav öncesi daha çok çalışmamız için bir motivasyon, sınav esnasında da oluşturduğu panik e...

NE ARA BÖYLE KÖTÜ OLDUK?

Sosyal medyada özellikle  Twitter’da  sık sık gündeme gelen taciz, çocuk istismarı, şiddet gibi görüntüler toplum hayatında da sıkça konuşulan ve insanları umutsuzluğa yönelten bir konu haline geldi. Herkesin aklına aynı soru geliyor ;   “ Ne ara böyle kötü olduk? ”   İnsanlık tarihi boyunca insanlığa yine yalnızca insanlar zarar vermiştir. Hayatta kalma durumu haricinde, keyfi olarak kötülük yapan, çevresine zarar veren ve doğanın dengesini bozacak yıkımlarda bulunan başka bir canlı türü yok.  Habil ile Kabil’in kavgasının başladığı günden beri devam eden "İyi-Kötü Savaşı" günümüzde teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile beraber  hadsafaya  ulaşmış vaziyettedir. Çağlar geçtikçe artan suç lar , sosyal bir varlık olan insanın, toplum içerisinde kendini güvenli hissetmesinin önündeki bir engel durumdadır.   Hemen hemen her gün gündeme farklı şekilde gelen şiddet haberlerine verilen tepkileri dikkatle incelemenizi tavsiye ederim.  O...