ÇOCUKLUKTAN YETİŞKİNLİĞE TRAVMALAR VE HAYATIMIZA YANSIMALARI
Travma , günlük yaşam standartlarını bozan, ani
ve hiç beklenmedik bir şekilde gelişen panik ve kaygı yaratan, kişinin anlamlandırma
süreçlerini bozan olaylar , travmatik yaşantılar olarak tanımlanabilir. Yaşanmış
bir trafik kazası, bir doğal afet ,taciz ,zorlayıcı bir yaşantı uzun süre sonra
yaşanmış olumsuz bir olay travmaya örnek oluşturabilir.
Travmaların en baskın halleri
çocuklukta yaşanan olağan dışı durumlar sonucunda ergenlik ve yetişkinlik
dönemlerinde olduğu gözlemlenmiştir. Çocuğun hayatında yaşayacağı olumsuz bir
olgu veya şahit olacağı istenmeyen bir olay hem süregelen zaman çevresinde hem de
yaşamının ileri bir evresinde (yetişkinlik, ergenlik) sanrılar, dehşet ve öfke
patlamaları, aşırı korku ve ataklar, obsesif hal ve hareketler sergilemesine
neden olmaktadır. Genel itibari le
çocukluğunda korku dolu bir durum yaşanılması ve bu durumun çeşitli
sebeplerden ötürü kimseyle paylaşılmaması sıkça görülmekte ve bu durumdan ötürü
yaşanacak travma da kat kat artış göstermektedir. Bu yüzden gerek ebeveynler
gerekse okul öncesi ve ilk-orta öğretim öğretmenlerinin dikkatli olması
üstlerine düşen bir külfettir. Çocuğun
ani şekilde içine kapanışı, sosyal hayatı ve çevresindeki gözle görülür
kopuş fark edilip üzerine gidilmemesi
durumu çocuğun ilerdeki yaşamında aşırı çöküş ve kişilik özelliklerinde fark edilir
bir değişime uğramasına neden olabilir. ‘Çocuk boş bir kutudur, doğumundan
itibaren içine ne koyarsanız ilerde o kutu size içine koyduklarından başka bir
şey vermeyecek.’ Unutmamak gerekmelidir ki, ilk eğitim ailede
olur, aile bireylerinin bilinçli ve gözlem kabiliyetlerinin iyi olması
travmasal durumlar için hayati önem taşımaktadır. Çocuğun en kısa zamanda çevresi
içinde birey çerçevesinde güçlendirmeleri yapılmalı ve normal hayatına
en az hasarla devam etmesi sağlanmalıdır.
Hakan EMİR
Sosyal
Hizmet Uzmanı
Yorumlar
Yorum Gönder