"İDAM İSTERÜK(!)"
Öncelikle idam hakkında bazı
bilgileri vermek istiyorum. 1984 yılından beri fiili olarak uygulanmayan, 2003
yılından itibaren de AB Müzakereleri gereği kaldırılan idam, bugün 60 ülkede
uygulanıyor. Aralarında ABD, Endonezya, Çin, Hindistan gibi ülkelerin de
aralarında bulunduğu bu 60 ülkenin, 35’inde idam cezası savaş ve OHAL ile
kısıtlanmış durumda. Yine bu ülkelerin yarısında en az 10 yıldır infaz edilen
bir idam cezası yok. 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre idam cezalarının
yüzde 89’u, İran, Suudi Arabistan, Çad, Somali gibi ülkelerde gerçekleşmiş.
Yani bu cezaların geri kalmış diyebileceğimiz ülkelerde ağırlıkla
gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Bu ülkeler arasında göze batan ABD’de ise 50
eyaletin 31’inde idam yer alırken, idam cezasını kabul eden eyaletlerde suç
oranlarının arttığı tespit edilmiştir.
“İDAM İSTERÜK” diyenlerin düşüncelerine baktığımızda özellikle çocuk
istismarı ve kadın cinayetlerinde zanlılar için “dünya bir pislikten
kurtulsun, diğer kötülere de ibret olur” diye refleks bir düşünceye hakim
olduğunu görüyoruz. Ancak unutulmamalıdır ki, insan hakları reflekslerle
hareket edilmeyecek kadar hassas ve derin bir meseledir.
Yüzlerce suçluyu meydanlarda
asabilirsiniz. En ibret verici olduğunu düşündüğün uygulamaları meydanlarda
yapabilirsiniz. Ancak insan hakları bilincini toplumun tüm kesimlerine
yerleştirmedikçe, bu saydığımız suçlar işlenmeye devam edecek. Hatta sayıları
da hızla artacaktır.
“Bu vahşeti yapanlar insan
olamaz, ölsünler” diyenler olabilir. Ancak
farkında olmadan suçu meşrulaştırdığınızı fark etmek gerekiyor. İnsan
olmayan bir mahlukun bu suçu işlediği düşüncesi, o caninin “akıl sağlığım
yerimde değil” bahanesine destek niteliği sağlamıyor mu sizce de?
Cezaların amacı suçluyu
ıslah etmek ve topluma kazandırmaktır. Yanlış anlaşılmasın. Bu, suçlunun
mutlaka topluma kazandırılması anlamına gelmiyor. Kadın cinayetleri ve çocuk
istismarına “iyi hal indirimi” olmaksızın en ağır ceza verilmelidir. Ancak bu
ağır ceza idam olmamalıdır.
“Ne yapalım, içerde
besleyelim mi?” diyecek noktaya geldiğinizi de görüyorum. Ancak bu söz de iyi
şeyleri çağrıştırmıyor fark ediyorsanız.
Her şey bir kenara, idam
cezası öngören suçları işleyenler, ölümü bir çare olarak görüyor olabilirler.
Bu durum onları suça teşvik eder hale getirebilir. Hal böyleyken, idamın
caydırıcılığı mümkün olmadığı gibi suç sayıları da artabilir.
Ülke tarihimize baktığımızda
pek çok insanı ve bir başbakanı idam sehpasına göndermiş olan bir ülke olarak
idam cezasını geri getirmek etkili bir çözüm olmayacaktır. “İDAM İSTERÜK”
diyerek tembellik yapmak yerine sorunları enine boyuna masaya yatırmak
gerekiyor. Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarlarının birçok sebebi var. Bu
sorunları çözmek konusunda da evde, sokakta, okulda hepimize düşen
sorumluluklar var. Yazıyı daha fazla uzatmamak adına bu sorumlulukları gelecek
yazımda aktarmaya çalışacağım. Gelecek yazıya kadar herhangi bir kadın cinayeti
veya çocuk istismarı haberine denk gelmemek dileğiyle…

Yorumlar
Yorum Gönder